Seramik testi yapmak estetik sanat eserleri üretmek

Geleneksel sanatlarımızdan biridir Seramik sanatı; Sanatçı genellikle içine hiç bir kimyasal madde katmadığı doğal çamurla dans eder maharetli ellerini kullanarak… Tezgahta mevlevi dervişi gibi dönen çamura istediği şekli verinceye kadar her noktaya sihirli dokunuşlar yapar sanatkar… Seramik testi yapmak estetik sanat eserleri üretmek ; insanların ihtiyaç duyduğu, sıcak yaz günlerinde buz gibi ayranı lıkır lıkır içecekleri testileri yapmak sanat erbabının işten aldığı manevi zevki tamamlar.

Seramik testi nasıl yapılır? Sanatçı : Mehmet Yıldırım’ın maharetli dokunuşlarla seramik testiyi nasıl yaptığını yukarıdaki videoya tıklayıp izleyebilirsiniz.

***

Seramik nedir? Seramik nasıl ortaya çıktı? Seramik eşyalar nasıl yapılır?

Seramik, hammaddesi kil olup elde, kalıpta veya tornada biçimlendirilmiş, fırınlanmış her tür sanat eserinin ve eşyanın genel adıdır. Seramik sanatının tarihçesi neredeyse insanların ateşi icat etmeleri ile başlamaktadır. Su taşımak suyu muhafaza edebilmek amacıyla çeşitli kaplar yapmak mecburiyetinden seramik doğmuştur. Yüzyıllar boyunca, seramik kap kacak yapımında kullanılmış, gerek eski çağlarda gerekse yaşadığımız çağda inşaat tuğlası üretiminde de yararlanılan seramik bir gereç olmuştur.

Sanat icra edilirken kullanılan ana maddesi kil olan ve bu maddeyi şekillendirerek üretilen testi, çini, tabak, çanak, kâse, vazo gibi objelere seramik denilmektedir. Seramik eşya ve objeler, üretimde kullanılan toprağın cinsine ve yapılış tarzına göre ana hatlarıyla pişmiş toprak eşya, çini ve porselen olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

Geleneksel Türk – İslam sanatlarından olan çini sanatı, genel olarak cami, medrese, kervansaray vd. mimari yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmıştır. İlk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar dönemine ait mimari yapılarda görülen çini sanatı, Türk kültürü içerisinde bu sanatın bin yıldan fazla zamandır uygulandığını göstermektedir.

Türk kültür ve sanatında, mimariye bağlı olarak gelişen çini sanatı, asıl büyük ve Dünya çapında eserler ortaya koyan gelişim aşamasını Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir.

Mimari eserlerde kullanılan duvar çinilerine kaşi; Toplum ihtiyaçlarını karşılamak ve kullanım amaçlı olarak üretilen testi, vazo, kupa, sürahi, bardak ve benzeri seramik eserlere ise evani adı verilmiştir.

Osmanlı Sanatı kapsamında çini sanatı desen ve renklerdeki sürekli yenilikler ve farklı yeni teknikler kullanılmak suretiyle sürekli gelişmiştir. 16. yüzyılda zirve yapan ve tarihe mal olmuş eserler veren Türk çini sanatının yapıldığı başlıca merkezler: İznik ve Kütahya’dır… Ayrıca 18. yüzyılda daha ziyade bölgesel özellikler gösteren Çanakkale seramikleri üretilmiş ve yaygınlaşmıştır. Bu tarihten itibaren İznik, çini ve seramik alanında merkez olma özelliğini ve önemini yitirmiştir.

Yıldız Sarayı Bahçesi’nde Yıldız Porselen Fabrikası kuruldu

Türk sanatında, pişmiş toprak eserler kategorisinde en geç dönemde eserler üretilen porselen sanatıdır. 19. yüzyıl ortalarında Haliç bölgesinde bir porselen fabrikası kurulmuş ve Eser-i İstanbul markasıyla porselenler üretilip kullanıma sunulmuştur. Sultan II. Abdülhamit döneminde, Padişahın da yaşadığı Yıldız Sarayı Bahçesi’nde Yıldız Porselen Fabrikası kurulmuştur.

Kutsal kitaplardan öğrendiğimiz bir gerçek olarak insanın kendisinin de yaratıldığı Çamur, ilk çağlardan beridir insanoğlunun medeniyetler kuran hayatına ve gündelik kullanımına girmiştir. Asırlar boyunca deneme yanılma  yöntemleri ile ve inovatif geliştirmelerle ilk çömleğin balçıkla sıvanmış bir sepetin pişirilerek su sızdırmaz özellik kazanması sonucunda ortaya çıktığı sanılıyor.

Yine Toprak Çanak fikrini insanın iki avucunu yan yana getirip birleştirerek su içmesi fikrinden esinlenerek; sanatçının bu iki avuç formunu zenginleştirilmesiyle tasarlanıp yapılmıştır. Çanakların yüzeyini zaman zaman tırnaklar ile ya da taş, cam gibi doğal materyaller kullanarak yüzeyde yapabildikleri çizgilerle süsleme yoluna giden insanoğlu bazen de parlatma ( perdahlama) yöntemine de başvurmuştur.

Seramik eşyaların üretimine başlanması, insanların bir yere yerleşmesi ve yerleşik toplum olmasıyla birlikte olmuştur.

Yapılan arkeolojik kazılarda M.S. 3000 yıllarının ilk yarısında ilk seramik örnekleri gün yüzüne çıkarılmaktadır. Üstün bir teknik uygulandığı görülen Hatti seramikleri, siyah kırmızı rengindedir. İslam ülkelerinde ise, özellikle Uygur’dan devam eden, İran’dan gelip fevkalade örneklerini sergileyen Anadolu Selçuklu dönemi çini süslemeli mimari eserler ve Osmanlı döneminde seramik ve çini sanatı üstün bir teknik kazanmıştır. Seramik sanatı o dönemde İznik, Çanakkale, Kütahya merkezli olarak yapılırken; dünya kültür mirasına dahil olan harika seramik eserler ortaya konmuştur.

İlk kaynaklarını Dünyanın farklı bölgelerindeki Türk seramik sanatından alan Anadolu seramik sanatı, Osmanlı Devleti döneminde tamamen kendine özgü bir gelişim göstermiştir. Dünyanın farklı bölgelerinde aranan, tercih edilen, kolayca ihraç edilen, eserler vererek ilgi görmüştür.

Hokka, kase, kandil, ibrik, sürahi, kupa, kadeh, gülabdan, buhurdanlık, tütsü kabı ve benzeri tabaklar sert beyaz hamur, sır altı tekniğiyle yapılmıştır. Seramik eşyaların ve eserlerin üretiminde kullanılacak olan kil, üretilecek malzeme türüne göre, karıştırıcı ve ıslatıcı makinelerde şekillendirebilmek için yeterli miktarda su ilave edilerek homojen bir hamur elde edilmeye çalışılır.

Seramik malzemesi elle şekillendirildiği gibi ayrıca kalıplama, presleme, döndürme, filaj veya etraj, döküm teknikleri ile de şekillendirilebilir.

Fırında pişirilen seramik ürünlere bisküvi adı verilmektedir. Bisküvi olarak adlandırılan bu yarı mamul üzerine; yapılması düşünülen desen, şekil veya yazıların sınırları (kontürler) özel olarak hazırlanmış aydınger (iğnelenmiş desenli) şablonlar kullanılarak odun kömürü tozu ile desen olarak işlenmektedir. Bu desenler tahrirlenerek (Tahrirlemek : çinilerde bezeme örgelerinin çevresini dolanan ince kontur) içleri boyanmaktadır.

Seramik eserler üzerine farklı yöntemlerle kaplanan şeffaf sırlar kaplanmaktadır.  Sır reçeteleri hazırlanırken Metal oksitler katılarak, yüksek derecelerde değişen ve renk veren sır tipleri kullanılmaktadır. Sır hazırlanırken, renk veren metal oksitler tek başına kullanıldığı gibi, bir kaçı tanesi birarada kullanılarak hazırlanan reçetelerle farklı renkler veren sır çeşitleri elde edilebilir.

Renklendirme esnasında kullanılan metal oksitler; krom, demir, kobalt, kalay, bakır, manganez, nikel, zirkon, vanadyum, rutil gibi maddeler olup tek başına veya karışım halinde kullanılabilir. Kalay, titanyum ve antimuanopak sır elde etmek için kullanılan farklı üç maddedir.

Bir seramik eseri sırlamadan önce sır maddesinin yüzeye çok iyice tutunması yüzeyin temizliği ile doğrudan alakalıdır. Bunu sağlamak amacıyla bisküvi adını verdiğimiz yarı mamul akan su altında kısa bir süre tutularak iyice temizlenir. Eser üzerine uygulanacak sır tabakası yaklaşık 1,5 milimetre kalınlığında olmalıdır. Sır tabakası aşırı kalın olduğu takdirde hava kabarcıklarının oluşması gibi kusurlar ortaya çıkabilmektedir. Yeterince kalın olmayan sır tabakası uygulanırsa bu durumda da eser üzerinde kel alanlar oluşabilir. Sır, eser üzerine fırça, dökme, daldırma, majolika gibi tekniklerle uygulanmaktadır.

Desenlenmiş (dekorlanmış) ve sır uygulanmış yarı mamuller geleneksel yöntemlerle fırında pişirilir. Şekillendirilen, kurutulan parçalardan çanak, çömlekler açık ateşte, ince ürünler örtülü fırınlarda pişirilmektedir.

 

Çini genellikle mimariye bağlı yapıtlarda kullanılmaktadır. Günlük yaşamda kullanılan kap vb. ise seramik denilmektedir.”ÇİNİ” kelimesinin ‘i’ ilgi harfiyle türetilmiş olması ilk bakışta çiniciliğin Çin’den geldiği kanısını uyandırmaktadır. Çiniciliğin Türklere özgü bir sanat olduğu sanat tarihi uzmanlarınca kabul edilmektedir.

Mimaride kullanılan çiniye 18. Yüzyıla kadar “Kaşi”, çini eşyaya (tabak, vazo, kâse vb.) de “EVANİ” (kapkacak) adı verilmekteydi. O dönemde Çin’den ithal edilen porselenlerin ün kazanmalarından ötürü, Türk yapısı “Kaşi” ye kalitesinin yüksekliğini vurgulamak için “ÇİNİ” denmeye başlanmıştır. Orta Asya’da gelişen seramik sanatının bir kolu olan çinicilik, Selçuklularla Anadolu’ya girmiştir. Osmanlılarda mimari süslemede çok önemli yeri olan çini, cami, medrese, türbe, sarayları süslemekte kullanılmıştır. İlk Osmanlı devri çinileri Selçuklu geleneğinin devamıdır. Figürlü geometrik yazı, nebati süslemelerle sarı, yeşil renkler farklı kullanılmıştır. Bizanslılar zamanında bir seramik merkezi olan İznik, Osmanlı İmparatorluğunun da en önemli çini merkezi olarak 14. Yüzyıldan, 18. Yüzyıla kadar üstünlüğünü korumuştur. 17.yüzyılda önemini yitiren İznik atölyeleri yanında Kütahya’da İznik tekniğine erişememekle beraber 15.yüzyıldan itibaren bir çini, seramik merkezi olarak varlık göstermiştir. Kütahya işi seramikler mavi, kırmızı, sarı, mor, yeşil renklidir.

18. yüzyılda bölgesel özellik gösteren Çanakkale seramikleri ortaya çıkmıştır. Osmanlı döneminde daha çok saray, cami, medrese, türbeler için üretilen seramikler, 17. Yüzyıldan sonra yozlaşmaya başlamıştır. Cumhuriyet dönemine kadar Kütahya, Çanakkale seramikleri, Fransa’dan çamuru getirilerek yapılan Yıldız Porselenleri görülmektedir. 18. yüzyılda İznik’teki çinicilik sanatı tamamen kaybolmuştur. Aynı yüzyılda en güzel örneklerini veren Kütahya çinileri, bu yüzyıl sonunda gerilemeye başlamış,19.-20 yüzyılda eski İznik çinileri motiflerinin taklitlerine dönülmüştür. Günümüzde çini merkezi Kütahya’dır. Burada daha ziyade Selçuklu renk, desenler taklit edilerek üretim yapılmaktadır.

ÇÖMLEKÇİLİK SANATI

Çömlekçilik sanatı da, Anadolu’da çok eski zamanlardan beri yapılan ve harikulade eserler verilen el sanatlarından biridir. Bu sanatın da ham maddesi olan Çamur, doğadan kolaylıkla elde edilebilen en eski ve kullanışlı bir maddedir.

Çamura, yumuşak ve kıvamlı iken kırılmadan istenildiği şekilde biçim verilebilir. Çömleklerin el işçiliğiyle yapımında uygulanan başlıca yöntemler:

  • çimdik
  • fitil
  • levha
  • model

Çömlekler yapılırken; Özlü çamurdan elle veya çömlekçi çarkından geçirilerek farklı ölçülerdeki kalıplara dökülüp form kazandırılır. Daha sonra, fırında pişirilerek sırlanmadan kullanılan; veya bazıları sırlanarak kullanıma sunulan toprak çanak, çömlek, testi, vazo, küp vb.  eserleri yapma sanatı çömlekçilik olarak adlandırılabilir.

Geçmişten günümüze Anadolu’da üretilen çömlekler genellikle, sulandırılmış çamurla sırlanmaktadır. Yapılan çömlekler açık ateşte pişirilmektedir. Günümüzde kaybolmaya yüz tutan meslekler arasına katılma durumuna gelen, ancak bazı kullanım alanlarında değerlendirilen çömlekçilik sanatı bazı yörelerimizde az sayıda mahir ustanın çalışmalarıyla devam etmektedir.

SERAMİK SANATI İLE İLGİLİ BAZI ÖNEMLİ BİLGİLER !

* Seramik eşyaların tabakların, testilerin ve diğer eserlerin üretildiği Seramik çamurunda, sağlık açısından zararlı hiç bir madde yoktur. Bununla birlikte seramik eşyalar üretirken, özellikle sır yapılırken yüzünüze maske ve ellerde eldiven kullanmakta fayda vardır. Sır maddesi düştüğü yerden kolay çıkmayan bir özelliğe sahip olduğu için sıçramalara karşı önlük kullanmak elbiselerinizi korumanın tek yoludur.

* Seramik eşyalar üretilirken İdeal obje boyu 20-30 santim civarındadır. Daha büyük eserleri yapmayı düşünüyorsanız, bunları hem taşımak, hem de fırınlamak oldukça zordur. Çok küçük olan seramik eserleri de ancak sanatın profesyonelleri yapabilir.

* Seramik çamurunun içinde hava kabarcıkları kalması yapacağınız eserler için büyük risk oluşturur. Bu yüzden çamurun içinde kesinlikle hava kalmadığından emin olmalısınız. Çamuru kullanmaya başlamadan önce mutlaka mermer üzerinde iyice yoğurmalı ve hava kabarcıklarının atılması sağlanmalıdır. Eğer seramik çamuru içinde hava kabarcıkları kalırsa yaptığınız objeyi pişirme esnasında şişer ve eseriniz parçalanır.

* Seramik eserlerin heykelden en önemli farkı içlerinin boş olmasıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu: “Et kalınlığı” olarak ifade edilen obje kalınlığının her noktada eşit olması gerekir. Aksi halde, eser pişirilme esnasında patlar, parçalara bölünür.

* Diyelim yaptığını seramik eserinizi beğenmediniz, bu durumda hiç canınızı sıkmayın; çamur geri dönüşüm özelliğine sahiptir. İçerisine biraz su katıldığında hemen çözülecek ve yeni bir eserde kullanıma hazır hale gelecektir.

* Seramik çamurunu kullanmadığınız zamanlarda, nemli bir poşetin veya ağzı sıkıca kapanan bir kabın içinde muhafaza edebilirsiniz. Çamur böyle kapalı bir ortamda aylarca kullanıma hazır vaziyette saklanabilir.

Kendi atölyenizde seramik hamuru nasıl yapılır?

Öncelikle Malzemeleri hazırlamak gerekiyor:

150 gr. (bir su bardağını %75 oranında dolduracak kadar) beyaz tutkal (nalburda veya sanat malzemeleri satan mağazalarda bulabilirsiniz)
1 su bardağı dolusu mısır nişastası
2 yemek kaşığı vazelin
1 yemek kaşığı limon suyu

Hamurun hazırlanışı: Genişçe bir tabak veya benzeri bir kap içerisine tutkal, mısır unu, limon suyu ve vazelini sırasıyla ekleyin. Tavaya koyduğunuz malzemeleri kısık ateşte patates püresi kıvamına gelinceye kadar karıştırın.  İyice koyulaşıp katılaşınca,  tavayı ocaktan alın. Hamuru tavadan çıkartıp soğumasını bekleyin. Eğer renkli hamur yapmak isterseniz pişirirken içine tercih ettiğini renkte toz boyalar da katabilirsiniz. Renkli eserler yapmak için diğer yol ise, hamura şekil verip fırınladıktan sonra akrilik boya ile boyayabilirsiniz.

 

Konuyla ilgili aramalar: Seramik kaplar nasıl yapılır? Toprak kaplar nasıl yapılır? Toprak testi yapım tekniği… Seramik sanatının incelikleri…

***

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir